Ana sayfa Analiz Tutunamayanlar, Oğuz Atay

Tutunamayanlar, Oğuz Atay

310
0

Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın Çağdaş Batı romanlarında da işlenen birey merkezli, karakterlerin iç dünyası ve karmaşık bilinç yapısının yansıtıldığı en önemli romanlarından biridir. Bu tür romanların ruhuna inebilmek için karakterlerin dünyasını, içinde bulundukları ruh halini mutlaka anlamak gerekir.

Tutunamayanlar, Turgut Özben’in mektubuyla süslenmiş ve modernist roman kurgusu ile okuru okuduğu metinle aynılaşmaktan uzaklaştıran, okurun donanımlı olmasını talep eden bir romandır. Romanın zamanı ve olayı belirsizleştiren kurgusu, dikkat edilmediği takdirde okur için tuzaklarla doludur. Tutunamayanlar, okuru yoran karmaşık bir roman yapısına sahiptir. Kurguya dayalı bütün roman ve hikayelerin merkezinde insan vardır. Tutunamayanlar romanında kişinin kendisiyle ve hayatın akışı içerisinde yaşanılabilecek olaylar silsilesi işlenmiştir.

Tutunamayanlar romanı ana karakterlerden biri olan Turgut’un, Selim’in intihar haberini almasıyla başlar. Bu haber inşaat mühendisi olarak çalışan Turgut’un hayat düzenini alt üst eder. Selim’in neden intihar ettiğini anlayabilmek için ailesi ve arkadaşlarıyla görüşmeler yapar. İşte bu süreç Turgut’un yaşamış olduğu hayatı sorgulamasına ve akabinde yaşadığı şehri, ailesini, işini terk ederek yeni bir hayata yelken açmasına vesile olur. Turgut’un kendi gerçek kimliğini arayacağı süreç, yazarın ona sembolik olarak Özben soyadını vermesiyle anlam kazanır. Turgut kendisinin yaratmış olduğu iç dünyasındaki Olric karakteriyle sık sık kendisini ve geçmiş hayatını; ailesini, iş arkadaşlarını, aile dostlarını eleştirir.

Tutunamayanlar’da ismi geçen karakterler

Selim Işık, Turgut Özben, Süleyman Kargı, Metin Kutbay, Nermin Özben ve Günseli Ediz’dir. Bu kahramanları ‘tutunanlar’ ve ‘tutunamayanlar’ olarak iki gruba ayırmak mümkün. Tutunamayanlar romanının kurgusunda Selim, Turgut ve Süleyman ‘tutunamayanlar’ı özellikle ismi en çok geçen Selim Işık, duygu ve düşünceleriyle soyut bir kavram yani kendi iç dünyasında yaşayan Don Kişot’u temsil eder.

Don Kişot
Tutunamayanlar, Oğuz Atay karaterlerinden Selim Işık kendini Don Kişot’a benzetir.

“Bana kitap kurdu, boş hayaller kumkuması, hayatın cılız gölgesi gibi sıfatlar yakıştırılabilir, şovalye romanları okuya okuya kendini şovalye sanan Don Kişot’a benzetebilirsiniz beni. Yalnız onunla bir fark var aramızda:Ben kendimi Don Kişot sanıyorum. ” (Tutunamayanlar, sayfa 217) diyen Selim, bu benzetmeyle bir anlamda toplum içindeki kendi yalnızlığına işaret eder. Fakat romanda Selim Hz. İsa’yla kendini özdeşleştirerek aradaki iki bin yıllık zaman farkına rağmen tutunamayışına atıfta bulunur.

Selim şöyle der: “İsa-Mesih’i her zaman beğenirim: Küçük çocukların futbolcuları beğenmesi gibi. Adamımdır. Ortaokulu birlikte okusaydık, bana çok yararı dokunurdu o yıllarda” (Tutunamayanlar, sayfa:664)

Tutunamayanlar Karakterlerin Ruh Hali

Selim’in tutunamama bakımından kendisine yakın bulduğu diğer isim Gonçarov’un Oblomov adlı kahramanıdır. Rus toplum hayatına ayak uyduramayıp içine kapanan Oblomov ile Selim’in çocukluk yıllarından itibaren yaşadığı toplumla uyuşamaması; evde, okulda çevresiyle arasına sürekli duvarlar örmesi benzeşmektedir. Bu bakımdan yazar onu “Tutunamayanların Prensi” olarak tanıtır. Oğuz Atay, kahramanını kavramlaştırarak yüceltir. “Selimlik” adını verdiği bu olgu, doğruluk, çıkar gözetmezlik, içtenlik, sözünün eri olmak, yüreklilik sıfatlarını içinde taşır.

Fakat bütün bu özellikler dış dünya ile iletişime geçen Selim’in içine kapanmasına da sebep olan olgulardır. Dış dünya ile örtüşememekten dolayı kahramanın yapacağı tek şey oyunlar oynamaktır. O halde yapılacak tek şey, kendi iradesiyle bir seçime gitmesi ve iradesi dışında tasarlanan bu hayata “hayır” demesidir. Bu açıdan bakıldığında Selim’in intihar etmesi bir yok oluş değil, kendi varlığını anlamlı hale getirişidir.

Tutunamayanlar romanında Selim-Turgut ikilisinin zıt kutbu Metin’dir. Selim’in yüklendiği doğruluk, samimiyet, iyi niyet gibi özelliklerin tersine Metin, bayağılığın, samimiyetsizliğin, çıkar peşinde koşmanın simgesidir. Metin kitap okumadığı gibi düzgün bir müzik zevkine sahip değildir. Ortaöğrenimini zor bela tamamladığı gibi kendini geliştirmek, çeşitli problemler üzerinde kafa yormak gibi özellikleri yoktur. Günübirlik yaşar ve sığ hayatı vardır. Selim’in beğenmediği, Turgut’un ise inceden inceye alay ettiği Metin, toplumun eğitimsiz, cahil, zevksiz insanlarını temsil eder. Yazar genellikle onu meyhane, genelev, kötü bir müziğin dinlendiği yerlerde betimler.

Romanın sonunda Turgut’un bölünmüş kişiliğiyle Anadolunun bilinmeyen yollarında, trenlerinde, önceden planlanmamış yolculuklar yaptığı, böylece ortadan kaybolduğu görülür. Roman metni, Turgut’un yolculuklarından birinde trende tanıştığı romanı yayımlatan gazeteciye yazdığı mektupla ve Selim’in Tutunamayanlar Ansiklopedi’sinde yer almayan kendi biyografisiyle sona erer.

Turgut, Selim’in kendisini ansiklopediye almamasını, Selim sağken henüz tutunamayan olmamasına bağlar ve artık ansiklopedide yer alabileceğini vurgular. Bundan sonra Olric’le birlikte Tutunamayanlar’ın devamı olan romanlar yazacağını, Tutunamayanlar Ansiklopedisi’ne yeni maddeler ekleyeceğini bildirir. Böylece biraz önce anlatılıp bitirilen romanın kurmaca bir metin olduğunu, anlatılanlardan kuşku duymak gerektiğini baştaki önsözde olduğu gibi yeniden ima eder. En sonda yer alan Turgut Özben biyografisi ise taşıdığı fantastik öğeler yüzünden Turgut’un kaçış gerçeğini belirsizleştirir.

Görüldüğü gibi Oğuz Atay, Tutunamayanlar’ı Selim’i arayış eksenine oturtmuştur. Turgut’un arayıp bulduğu her metin veya her bilgi, kronolojik sıralamaya tabi tutulmadan, bilginin ediniliş sırasına göre okura sunulduğu için, ortaya karmaşık gibi görünen bir metin çıkmıştır. Metnin dağıtılmış bir “yap-boz”un parça parça bir araya getirilip tamamlanmasına benzeyen bir kurgu mantığının olduğu söylenebilir.

Düşüncelerini Benimle Paylaş

avatar
  Yorumları takip et  
Bildir