Bilinç ve Yapay Zeka Winston


3
3 puan

Bilinç ve Yapay Zeka Winston, Dan Brown’un Başlangıç kitabında Edmond Kirsch tarafından üretilen yapay zekânın fiziki robot şeklinde değilde zihinsel olarak doğmuş halidir. Bunu ilk okuduğunuzda size saçma gelebilir ama bundan on yıl önce akıllı telefondan siriye adres soracağınızı söyleselerdi saçmalama derdiniz? İşte Winston’da bir nevi siri yani asistan. Şayet bu kitabı okuduysanız Putin ve Volozy arasında geçen diyalog aklınıza Winston karakterini getirdi mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Yandex kurucusu Arkady Volozh arasında yapay zeka konusunda ilginç bir diyalog geçti. Rusya Devlet Başkanı Vladmir Putin yapay zeka teknolojisi üzerine Volozh’a, “Bizi ne zaman yemeye başlayacaklar?”. diye sordu. Ben bu soruya çok takıldım ve ciddi olarak dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Volozh ise “Umarım asla. Robotlar ve yapay zekalar bizden bir şeyleri daha iyi yapan ilk makineler değiller. Kepçe’de bizim kürekle kazmamızdan daha iyi iş çıkarıyor ancak bizi yemeye çalışmıyor.” şeklinde cevap verdi. Putin’in yanıtı “Onlar düşünmüyorlar” oldu.

Peki bu soruyu Putin, Bize ne zaman aşık olacaklar şeklinde sormadı? hiç düşündünüz mü? Kanaatimce Rusya yapay zeka araştırmalarında çok yol kat etti

Bilinç Hakkında

Kaku’ya göre “Bilinç, farklı değişkenler içinde çoklu geri bildirim döngülerini kullanarak bir amaca ulaşmayı sağlayan bir dünya modeli yaratma sürecidir.” Bunu uzay-zaman bilinç kuramı olarak açıklar. Bitkiler, sürüngenler, memeliler ve insanların bilinç düzeyleri ile ilgili tasnife bu kapsamda bakarak sırasıyla 0,1,2,3 düzeylerini inceler.

Bunlar arasında insan bilinci, dünyanın modelini yaratıp geleceği simule etmek için geçmişi değerlendirerek zamanda simulasyon yapan özel bir bilinç formu olarak açıklanır. Bunu yapabilmesinin nedenini insan beynindeki prefrontal korteksin diğer hayvanlarınkinden daha büyük ve daha karmaşık olmasıyla ilişkilendirir.

İnsan başarısının altında yatan gerçek, var olmayan nesne ve olayları hayal edebilme yeteneğidir. Bunun sayesinde geçmişten ders çıkarma ve geleceği planlama yeteneği ile geleceği düşünebilmemiz mümkün olmaktadır. Bu bizim dünyayı domine edebilmemizi sağlar.

Keynes’in tanımladığı ekonomi modeline göre kaynaklar sınırlı ve ihtiyaçlar sonsuzdur. Bunun sonucunda kaynakların paylaşımı noktasında su akar yolunu bulur misali serbest piyasa ekonomisini gerektiren bir paylaşım söz konusudur. İnsanoğlu birçok ekonomi modeli geliştirerek hayata yön vermiştir. Bunlardan kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisi doğal seleksiyonun insan türü içinde uygulanış şeklidir diyebiliriz.

Bunun karşısında, bir ekonomist olmasa da modern zamanda felsefe profesörü olan Hariri’nin Homo Deus’ta vurguladığı pastayı paylaşmak yerine modern insanın zekasıyla pastayı büyütebileceği ve kaynakların herkes için yeterli olabileceği anlayışı son derece değerlidir. İnsan beyninin kendini insan yapan özellikleri taşıyan bölümünün diğer kısma galip gelmesiyle (Prof.Steve Peters’in Şempanze paradoksunda anlattığı gibi) bu yeni anlayışın yaşam bulmasının mümkün olabileceği de aşikardır.

Yeni Organizasyonlara İhtiyaç Var mı?

Birinci Dünya Savaşının yıkıcı etkilerini gören insanoğlunun organize olarak oluşturduğu uluslar arası düzeyde kurulmuş olan Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü vb. organizasyonların etkinliği artırılmalı, yeni nesilin zihinsel gelişiminde bahsedilen özelliklerin geliştirilebilmesi yönünde belki de yeni bir örgütlenmeye gidilmelidir.

Burada dikkat çekici olansa insanoğlu tarafından savaş için oluşturulmuş bir organizasyonun insanlığın geleceğinde barış ve huzur ortamı sağlamada en önemli etkiye sahip olacağıdır.

Bilim iki tarafı keskin bir kılıç gibidir. Bir tarafı açlık, hastalık ve cahilliğe karşı kullanılırken, diğer tarafı çok çeşitli şekillerde insanlığa karşı kullanılabilir. Burada son derece hassas bir denge söz konusudur. Ancak insan zekası şimdiye kadar karşılaştığı karmaşık problemlerin çözümünü bulduğu gibi bunun da üstesinden gelebilecek kapasitededir.

Öte yandan; doğanın kanunu yani doğal seleksiyon, güçlünün zayıfı alt ederek türünün devamını sağlamak için ihtiyaç duyduğu kaynaklara sahip olma çabası sonucunda oluşan doğanın seçkisi olarak tanımlanabilir.

Zayıf olanın hayatta kalabilmesi için doğa, zamanla ona bir takım yetenekler kazandırmış ve türlerin içgüdüsel olarak bir takım karakteristik tepkiler vermesini sağlamıştır. İnsanoğlu çoğu zaman bu davranış modellerini gözlemlemiş ve kendi hayatında uygulayarak yazılı olmayan bu kanuna uymuştur. Hatta bunun sonucu olarak diğer türlere üstün gelebilmiştir.

İnsanoğlunun diğer önemli özellikleri ise alet yapabilme ve organize olma yeteneğidir. Bu yetenekler insanın bir amacı gerçekleştirebilmek için en iyi kararı verebilmesinde ve bunu yaparken birçok farklı olasılıkları düşünmesinde bir araç olarak oldukça faydalı olan unsurlardır.

Olaylar ve kişiler arasında nesnel bağlantılar kurarak bir simulasyon ortaya koyması ve son kararı verebilmek amacıyla neden sonuç ilişkilerinin incelenebilmesi insan beyninin üstün özelliğinden kaynaklanır.

Yapay Zeka Winston Gerçekleşir mi?

Günümüzde bu kadar değişkenin bir arada bulunduğu modellemelerin yapılarak, öğrenme ve karar vermenin yapay zeka tarafından yapılabilmesi henüz mümkün değildir.(bu benim fikrim) Ancak teknolojinin üstel şekilde arttığı düşünüldüğünde Dan Brown’un “Başlangıç” isimli romanında kurguladığı derin öğrenme yeteneği, internet ağına sürekli bağlı kalarak her türlü bilgiye hızla erişip, kendi öğrenme yeteneğini geliştiren yapay zeka Winston’ın yakın bir gelecekte gerçek olabileceğini göz ardı etmemek gerekir.

Etik değerler ve hayvan hakları gibi ahlaki konuların tartışmalarında, karşımıza doğal seleksiyon gereği güçlü olanın kendi ihtiyaçları için zayıfı yok ettiği gerçeği çıkıyor. Burada protein ihtiyacını karşılamak için insanoğlunun hayvanların etinden yararlanmasından tutun kendinden güçsüz olanın imkanlarını kendi ihtiyacı için zorla almasına kadar geniş bir yelpaze düşünülebilir.

Robotlar Dünyayı Ele Geçirebilir mi?

İnsanoğlu kendi türüne karşı daha koruyucu olmayı zamanla öğrenmiş ve bir takım kurallar zinciri üreterek vereceği zararı azaltmayı başarmıştır. Ancak bunu başarması çok kolay olmamış ve zaman boyutunda oldukça mesafe almayı gerektirmiştir. Şimdi karşımıza kendi ürettiğimiz yapay zeka ve robotların bu etik değerleri taşıyıp taşıyamayacağı tartışmaları çıkmaktadır.

Henüz bilinç düzeyi tanımlanmamış olan bu türün bizim ürettiğimiz geniş iletişim hatlarıyla birbirleri ile organize olarak dünyayı ele geçirebilecek olmaları ihtimali bizi dehşete düşürmeye yetmektedir.

Ahlaki değerler diğer türlerden daha büyük ve karmaşık olan prefrontal korteks tarafından oluşturulur. Bunun yapısı tam olarak çözülemediğinden yapay zekaya bunu kodlayarak insan gibi davranmasını beklemek olası görünmemektedir.

Telefon operatörlüğü, tur rehberi, öğretmen, hukuk danışmanı vb. birçok işlev gerçekleştirerek hayatımızı kolaylaştıracakları aşikar olan bu yeni türün dünyaya asıl zarar verenin ve yok olması gerekenin insan olduğunu keşfederek organize olma ihtimali olabilir mi?

Düşündüğümüz gibi olmasa da ağ bağlantılarıyla irtibat kurup şifreleri kırarak ulaşmamaları gereken yerlere ulaşıp bir nükleer savaş başlatma ihtimalleri onları tehlikeli yapar.

Zekamız (gücümüz) sayesinde diğer türlere olan üstünlüğümüz nedeniyle doğal seleksiyonun bize tanıdığını düşündüğümüz hakların, kendi ürettiğimiz ve yeni bir tür olarak kabul edebileceğimiz zekalar tarafından bize uygulanması ihtimali size de korkutucu gelmiyor mu?

Yorum bölümüne konuyla ilgili kıymetli fikirlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.


2
Kim Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
kesfi alemsibel Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
sibel
Ziyaretçi
sibel

kesinlikle korkutucu.. hatta bu kitaptan beri yapay zeka konusuna ilgim arttı.. henüz birinci bölümü izledim, alışma aşamasındayım ama bu konuyu ele alan westworld dizisini izlemeye başladım..