Ana sayfa Özel Yazılarım Diziler ve Ahlaki Yozlaşma

Diziler ve Ahlaki Yozlaşma

133
0

Diziler ve Ahlaki Yozlaşma, neredeyse Türk dizilerinin hepsinde karşımıza çıkmakta. Kimin eli kimin cebinde zihniyetiyle kurgulanan dizilerde aile bireyleri arasında geçmişten gelen sırlarla dolu konu sarmalı anne-baba ve kardeşlik gibi kavramları bulmacaya çevirmekte. Atv’de yayınlanan Bedel, Star’da yayınlanan Paramparça dizileri karmaşık kan bağlarındaki ilişki sarmalına en iyi örneklerden.

Fox tv’de ilk bölüm fragmanı yayınlanan Yasak Elma dizisinin güçlü oyuncu kadrosuna sahip olmasının yanında dizide geçen konuşmalar Toplumsal Ahlaki çöküntünün bizlere masumane gösterilmesinin bir kanıtı. Dizide geçen diyalogları paylaşıyorum.
A-Parayla mı mutlu olacaksın?
B-İnsanlar parası olan insanlara saygı duyuyor. Bende bana saygı duyulmasını sağlıcam. Hayatım boyunca hiç kimse beni küçük göremicek.
C-Ben seni niçin işe almış olabilirim hiç düşündün mü?
D-Ben size nasıl yardım edebilirim ki?
C-Kocamı baştan çıkararak.

Güllerin savaşı dizisinde çocuk karmaşası yok ama kadınlığın aşağılandığı ilişki çöküntüsü görülmekte. Çiçek hanımın Taner’den karşılık görememesi nedeyiyle babası Şevket’e yanaşması. Yonca’nın ablasıyla ilişkisi olan erkeğin daha sonra Yonca ile sevgili olması ve bu ilişkinin pişkin pişkin insanlara servis edilmesi.

O Hayat Benim ve Karagöl dizisinde sahte anne-babalık ve evlatlık konularının işlenmesi farklı bir Ahlaki yozlaşma yöntemi. Reyting ve yapımları ilginç hale getirmek uğruna aile bağları feda edilmekte. Gerçek hayatta aile düzeni ile ilgili bizlere ters gelen hususlar dizilerde normalmiş gibi bizlere dayatılmakta. Bu felsefenin temelinde eşler evliyken bir başkasıyla ilişki yaşayıp ondan çocuk sahibi olması yani gayri meşru ilişkiler aile düzenin bir parçası gibi anlatılmakta.

Gündelik yaşamda ensest ilişkiler, kumalığın sorunları, kadın-çocuk ezilmişliği yetmezmiş gibi dizilerdeki şiddet konularının yanında deformasyon yaratan konuların işlenmesi aile bütünlüğü kavramına darbe vurmakta.

Türk geleneğinde evli birinin başkasına aşık olması hiçbir zaman hoş karşılanmamışken, dizilerimizde bu durum olağanmış ve masumane gösterilmekte. Bize ait olmayan değerlerin dayatılması sonucu ritüellerimizden gün geçtikçe uzaklaşıyoruz.

Dizilerde yalan söylemek masumane gösterilmekte, basit şeyler için yalan söylendiğinde hoş karşılanmalı gibi bir algı oluşturulmuş. En Son Babalar Duyar dizisinde anlık baskılardan kurtulmak için yalan söyleyebilirsiniz mesajı verilmekte. Oysaki kültürümüzde doğruyu söylemek atalarımızdan bize kalan erdemli davranışlardan.

Hayatın aynası olan diziler, toplumda var olanı yansıttığı gibi bireylerin bilinçaltında hayal dünyası da oluşturulur. Yani insanların hayatta sahip olmak istedikleri onlara gösterilebilir. İnsan dizideki bir karakterin saç stilini ya da giyim tarzını beğenebilir. Bu tür dizilerde insan hayaller alemine dalarak güzel yalıların, zenginliğin, lüks arabaların, aşkların olduğu bir dünyada kendini bulur. Özellikle ergenler ve gençler bu durumdan etkilenerek gerçek hayatta bunlara sahip olamamanın üzüntüsüyle bunalım yaşayabilir.

Sözün özü, Ahlaki çöküntü yaşatan televizyon dizileri ülkemizde büyük bir kültür erozyonuna neden olmaktadır. Diziler aile ilişkilerini, giyim kuşamımızı, yemek kültürümüzü, komşuluk ilişkilerimizi, öfkemizi gösterme şeklimizi ister istemez etkilemektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here